Dil Belası

€4,95
Artikelnummer: 7217
Beschikbaarheid: Op voorraad (1)

Dil Belâsı, Kitabü Âfâti'l Lisân, İmam Gazâlî

"Eserde, dilin yirmi çeşit hastalığından ve dilli düşülen tehlikelerden bahsedilmekte, tespitten sonra tedavi yolları gösterilmektedir. Günümüz insanının en fazla müptelâ olduğu yersiz, gereksiz ve ölçüsüz konuşma hastalığına kesin ilaç olacak bir kitap."

Kitabü Afati’l-Lisan adlı eserinde "Dilini serbest bırakan, yalanın tehlikesine düşer” diyen İmam Gazali Hazretleri, insanların yalanı kolayca söylemeyi adet edindikleri yerlerden birine de, "Buyur yemek ye!” sözüne karşı, iştahı olduğu halde, "İştahım yok!” diye karşılık vermesini gösterir. Konuyla ilgili olarak şu hadisi anlatır:

"Esma b. Umeys (r.a), Hz. Aişe (r.a) gelin olduğunda, onu Allah Rasulü’nün (s.a.v) odasına kendisinin koyduğunu söyler. ‘Benimle beraber bazı kadınlar da vardı. Rasul-i Ekrem’in (s.a.v) yanında (hediye olarak) bir bardak sütten başka bir şeyi yoktu. Ondan biraz içip Hz. Aişe’ye (r.a) uzattı. Aişe ise utanıp içmedi. Ben ona, Allah Rasulü’nün elini geri çevirmemesini tavsiye ettim.

Bunun üzerine utanarak sütü aldı ve içti. Sonra Rasulullah (s.a.v) ona arkadaşlarına da vermesini buyurdu. Kadınlar, ‘İştahımız yok!’ dediler. Allah Rasulü (s.a.v) onlara ‘Açlıkla yalanı bir araya toplamayın’ dedi. Ben, ‘Ey Allah’ın Rasulü! Bizden biri iştahı varken, canım istemiyor derse bu yalan olur mu?’ diye sordum. Allah Rasulü (s.a.v), ‘Yalan, yalan olarak yazılır. Hatta yalancık dahi, yalancık olarak yazılır’ cevabını verir.”

Davud (a.s) demiştir ki: "Eğer konuşmak gümüş ise, susmak altındır.”

Aclûnî, Keşfül’ül – Hafâ İthaf’ta bunun izahı şöyledir: Bu kelamın bir benzeri, Hz. Lokman (a.s), oğluna yaptığı vasiyette zikretmiştir. İbnü’l- Mübarek, bu sözün Mânasını şöyle açıklar: Eğer Allah’a (c.c) itaat olacak bir şeyi konuşmak gümüş mesabesinde (derece, ölçüt) ise, isyan günah olacak bir şeyi söylememek de altın mesabesindedir. 

Dil Ne Söyler?

Yaptığı her şeyden ve yapması mümkün iken yapmadığı her türlü iyi işlerden sorumludur insan/Müslüman. Bu haftaki konumuz "dil”dir dostlar. Fazla miktarda alınan her şeyin zehir olduğunu söylemiş çok çok eskilerden, meşşailikten bir mütefekkir. Hasılı biz de ne söylemeliyiz dil ile kime nasıl ve ne kadar söylemeliyiz ne söylemeliyiz?

Bir Müslüman diğer tüm hâl ve hareketlerinde olduğu gibi, diliyle de şefkat merhamet ve örnek bir insanlık timsali oluşturmalıdır. Asla ve katiyen dilinden bir insanın incinmesine müsaade etmemeli böyle bir şey olmasının önüne geçmelidir. Öyle olmalıdır ki Müslüman;

"El ile dövseler de dil ile sövseler de ,

Bin kez incitseler de bir can incitmeyesin.”

Şiarına uygun davranmalıdır.

Dil o kadar mukaddes bir organdır ki "Allah” der "Resul” der. Hz. Eyüp yaralarına ah etmedi de diline halel gelmesinden imtina etti. Dedi ki rabbine:” Allah’ım başka uzuvlarıma gelenlerden dolayı bir şikayetim yoktur, yalnız dilimi koru; zira sana ibadet ediyor, seni zikrediyorum onunla.”

Tevazu ve sehavet suskunlukla elde edilir elbette dile hakim olmak ona hükmetmekle mümkündür, hüküm suskunluktur, zordur imkansız değildir yapılması. Dilden balda dökülür zehirde; dil edebiyatta söyler felsefede; aşk ta konuşur savaşta bu size verilmiş bir kaptır ne ile doldurursan içini onu gösterir elbette. Müslüman bir insan kendi edebiyatını ve felsefesini yapmakla kendi kabını doldurmakla mükelleftir.

 

0 sterren gebaseerd op 0 beoordelingen